Türkisch - Englisch
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Übersetzung
Werbung entfernen
Einloggen / Registrieren
Licht Ausschalten
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Übersetzung
Synonyme
Sätze
Werkzeuge
Quellen
Über uns
Kontakt
Einloggen / Registrieren
EN-TR
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Spanisch - Englisch
Französisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Türkisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Verlauf Ausblenden
Velaufsdetails
Verlauf Löschen
Verlauf :
inferred authorization
hifofizogram
tabora
Gleichgewichtsdichte
Fork end
Ehrenrettung
sculpturing
real image
Leasingart
information management
tractors
night-turn
shadow (forth/out)
f1
have time
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Verlauf
Sätze
Bedeutungen von dem Begriff
"have time"
im Türkisch Englisch Wörterbuch : 2 Ergebniss(e)
Kategorie
Englisch
Türkisch
General
1
General
have time
v.
zamanı olmak
Idioms
2
Idioms
have time
v.
zamanı olmak
Bedeutungen, die der Begriff
"have time"
mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)
Kategorie
Englisch
Türkisch
General
1
General
have a nice time
v.
hoşça vakit geçirmek
2
General
have the time of one's life
v.
eğlenceli vakit geçirmek
3
General
have a short time
v.
az zaman kalmak
4
General
have a hell of a time
v.
anasından emdiği süt burnundan gelmek
5
General
have a good time
v.
gülüp oynamak
6
General
have time for
v.
birini ciddiye almak
7
General
have a good time
v.
safa sürmek
8
General
have a good time
v.
sefa sürmek
9
General
have a good time
v.
hoşça vakit geçirmek
10
General
have a good time
v.
eğlenmek
11
General
have been waiting for a long time
v.
gözü yollarda kalmak
12
General
have a rough time
v.
zor bir hayat geçirmek
13
General
have time for
v.
birine veya birşeye zaman ayırmak
14
General
have a wild time
v.
vur patlasın çal oynasın eğlenmek
15
General
have a good time
v.
gününü güzel geçirmek
16
General
have a great time
v.
hoşça zaman geçirmek
17
General
have a great time
v.
iyi vakit geçirmek
18
General
hardly to have time to breathe
v.
çok meşgul olmak
19
General
hardly to have time to breathe
v.
nefes bile alacak zamanı olmamak
20
General
hardly to have time to breathe
v.
hiç zamanı olmamak
21
General
have a great time
v.
çok eğlenmek
22
General
have a good time to repletion
v.
doyasıya eğlenmek
23
General
go to have a good time
v.
eğlenceye gitmek
24
General
go to have a good time
v.
eğlenmeye gitmek
25
General
have a good time
v.
iyi vakit geçirmek
26
General
have a bad time
v.
kötü zaman geçirmek
27
General
have a hard time making ends meet
v.
geçim sıkıntısı çekmek
28
General
not to have been used for a long time
v.
örümcek bağlamak
29
General
have a good time
v.
iyi zaman geçirmek
30
General
have good time together
v.
birlikte hoş vakit geçirmek
31
General
have a bad time
v.
çok sıkıntı çekmek
32
General
have two spouses at the same time
v.
aynı anda iki eşe birden sahip olmak
33
General
not to have enough time for
v.
yeterli zaman ayıramamak
34
General
not to have enough time for
v.
yeterli zamanı ayırmamak
35
General
not to have enough time for
v.
yeterince zaman ayıramamak
36
General
have good time
v.
iyi zaman geçirmek
37
General
have good time
v.
güzel zaman geçirmek
38
General
not have enough time
v.
yeterli zamana sahip olmamak
39
General
have free/spare time
v.
boş zamana/vakte sahip olmak
40
General
have free/spare time
v.
boş vakti olmak
41
General
have free/spare time
v.
boş zamanı olmak
42
General
have a good/nice time together
v.
birlikte hoş vakit geçirmek
43
General
have time to rest
v.
dinlenecek vakti olmak
44
General
have time to relax
v.
dinlenecek vakti olmak
45
General
have a lot of time
v.
çok fazla vakti olmak
46
General
have time for yourself
v.
kendine zaman ayırmak
Phrases
47
Phrases
that's all we have time for
expr.
bize ayrılan sürenin sonuna geldik
Colloquial
48
Colloquial
time to have fun
n.
eğlence-eğlenme vakti/zamanı
49
Colloquial
have plenty of time
v.
bolca vakti olmak
50
Colloquial
have been waiting for a long time
v.
uzun zamandır bekliyor olmak
51
Colloquial
whenever you have time
expr.
müsait olduğun zaman
52
Colloquial
what time have you got?
expr.
saat kaç?
53
Colloquial
what time have you got?
expr.
saatin kaç olduğunu biliyor musun?
54
Colloquial
what time have you got?
expr.
saatin kaç?
Idioms
55
Idioms
hardly have time to breathe
v.
başını kaşıyacak vakti olmamak
56
Idioms
hardly have time to breath
v.
başını kaşıyacak vakti olmamak
57
Idioms
have the time of one's life
v.
hayatını yaşamak
58
Idioms
have no time
v.
ayıracak zamanı olmamak
59
Idioms
have no time
v.
uğraşacak zamanı olmamak
60
Idioms
have no time
v.
uğraşmamak
61
Idioms
have no time
v.
üzerinde durmamak
62
Idioms
have time on one's hands
v.
boş vakti olmak
63
Idioms
have time on one's hands
v.
yapacak işi olmamak
64
Idioms
have time on one's hands
v.
elinde zaman olmak
65
Idioms
have time on one's hands
v.
boş zamanı olmak
66
Idioms
have a rough time
v.
güç bir dönem geçirmek
67
Idioms
have a whale of a time
v.
çok eğlenmek
68
Idioms
have a whale of a time
v.
çok iyi vakit geçirmek
69
Idioms
scarcely have time to breathe
v.
aşırı meşgul olmak
70
Idioms
scarcely have time to breathe
v.
çok yoğun olmak
71
Idioms
hardly have time to breathe
v.
aşırı meşgul olmak
72
Idioms
scarcely have time to breathe
v.
başını kaşıyacak vakti olmamak
73
Idioms
hardly have time to breathe
v.
çok yoğun olmak
74
Idioms
have time off for good behaviour
v.
iyi halden cezası azaltılmak/kısalmak
75
Idioms
have time off for good behavior
v.
iyi halden cezası azaltılmak/kısalmak
76
Idioms
have too much time on one's hands
v.
yeteri kadar/çok zamanı olmak
77
Idioms
have a hard time hearing
v.
zar zor duyabilmek
78
Idioms
have a hard time hearing
v.
duymakta zorluk çekmek
79
Idioms
have a hard time doing something
v.
bir şeyi zar zor yapmak
80
Idioms
have a hard time doing something
v.
bir şeyi yapmakta zorluk çekmek
81
Idioms
hardly have time to think
v.
başını kaşıyacak vakti olmamak
82
Idioms
hardly have time to think
v.
çok yoğun/meşgul olmak
83
Idioms
have a rough time of it
v.
zor bir dönem yaşamak/geçirmek
84
Idioms
have a rare old time
v.
çok güzel/eğlenceli zaman geçirmek
85
Idioms
have a tough time of it
v.
zor bir dönem yaşamak/geçirmek
86
Idioms
have a thin time
v.
(maddi olarak) dara düşmek
87
Idioms
have a thin time of it
v.
darda olmak
88
Idioms
have a thin time
v.
(parasal olarak) sıkıntıya düşmek
89
Idioms
have a thin time
v.
parasız kalmak
90
Idioms
have a thin time
v.
darda olmak
91
Idioms
have a thin time of it
v.
(maddi olarak) dara düşmek
92
Idioms
have a thin time of it
v.
(parasal olarak) sıkıntıya düşmek
93
Idioms
have a thin time of it
v.
parasız kalmak
94
Idioms
have the time
v.
zamanı olmak
95
Idioms
have time to kill
v.
boş zamanı olmak
96
Idioms
have some time to kill
v.
boş zamanı olmak
97
Idioms
have time on one's side
v.
(halen daha) zamanı olmak
98
Idioms
have a lot of time for somebody
v.
(değer verdiği/hoşlandığı) birisine ayıracak çok zamanı olmak
99
Idioms
have all the time in the world
v.
istemediği kadar çok zamanı olmak
100
Idioms
have all the time in the world
v.
çok zamanı olmak
101
Idioms
have a fine time
v.
keyif çatmak
102
Idioms
have a hard time
v.
zor durumda olmak
103
Idioms
have an easy time of it
v.
sıkıntıyla/zorlukla karşılaşmamak
104
Idioms
have all the time in the world
v.
dünya kadar vakti olmak
105
Idioms
have an easy time of it
v.
zorluk yaşamamak
106
Idioms
have an easy time of it
v.
bir konuda/bir konumda çok rahat olmak
107
Idioms
have an easy time of it
v.
çok şanslı/avantajlı konumda olmak
108
Idioms
have an easy time of it
v.
işi kıvırmak
109
Idioms
have an easy time of it
v.
zorlanmamak
110
Idioms
have an easy time of it
v.
çok olumlu bir konumda olmak
111
Idioms
have an easy time of it
v.
kolayca/rahatlıkla başa çıkmak
112
Idioms
have an easy time of it
v.
bir şeyi/işi kolayca yapmak
113
Idioms
have an easy time of it
v.
bir durumla ilgili çok rahat olmak
114
Idioms
have an easy time of it
v.
çok elverişli/iyi konumda olmak
115
Idioms
have an easy time of it
v.
hayat (birine) güzel olmak
116
Idioms
have an easy time of it
v.
çok elverişli/iyi durumda olmak
117
Idioms
have an easy time of it
v.
karlı/avantajlı durumda olmak
118
Idioms
have an easy time of it
v.
rahat bir konumda olmak
119
Idioms
have an easy time of it
v.
çok olumlu bir durumda olmak
120
Idioms
have an easy time of it
v.
(birine) hayat/her şey kolay olmak
121
Idioms
have an easy time of it
v.
çok şanslı/avantajlı durumda olmak
122
Idioms
have an easy time of it
v.
bir durumla ilgili hiç zorluk çekmemek
123
Idioms
have money, time to play with
v.
bir şey, yapmak için harcayacak çok parası, vakti olmak
124
Idioms
have money, time to play with
v.
bir şey yapmak için çok paraya, zamana sahip olmak
125
Idioms
have money, time to play with
v.
yapmak için kullanacak çok parası, vakti olmak
126
Idioms
have money, time to play with
v.
bir şey yapmak için elinde bolca para, vakit olmak
127
Idioms
have a high old time
v.
hoşça vakit geçirmek
128
Idioms
have a high old time
v.
keyifli vakit geçirmek
129
Idioms
have a high old time
v.
çok keyif almak
130
Idioms
have a high old time
v.
bir şeyi yaparken çok eğlenmek
131
Idioms
have a high old time
v.
eğlenceli/çok güzel vakit geçirmek
132
Idioms
have time a couple of hours to kill
v.
bir iki saat boş vakti olmak
133
Idioms
have time a couple of hours to kill
v.
bir iki saat zamanı olmak
134
Idioms
have time a couple of hours to kill
v.
bir iki saati olmak
135
Idioms
have a hard time with (someone or something)
v.
(biriyle/bir şeyle) ilgili sıkıntı çekmek
136
Idioms
have a hard time with (someone or something)
v.
(biriyle/bir şeyle) başı belada olmak
137
Idioms
have a hard time with (someone or something)
v.
(biriyle/bir şeyle) ilgili zorluk yaşamak/zor durumda olmak
138
Idioms
have a lot of time for somebody/something [uk]
v.
birine/bir şeye çok saygı duymak
139
Idioms
have a hard time of it
v.
problem yaşamak
140
Idioms
have a bad time of it
v.
zor bir dönem yaşamak/geçirmek
141
Idioms
have a lot of time for somebody/something [uk]
v.
birine/bir şeye gıpta etmek
142
Idioms
have a rough time of it
v.
problem yaşamak
143
Idioms
have a hard time of it
v.
sıkıntı çekmek
144
Idioms
have a hard time of it
v.
zor bir dönem yaşamak/geçirmek
145
Idioms
have a whale of a (good) time
v.
çok eğlenmek
146
Idioms
have a lot of time for somebody/something [uk]
v.
birini/bir şeyi çok sevmek
147
Idioms
have a lot of time for somebody/something [uk]
v.
birine/bir şeye hayran olmak
148
Idioms
have a hard time of it
v.
zorluk çekmek
149
Idioms
have a bad time of it
v.
problem yaşamak
150
Idioms
have a rough time of it
v.
zorluk çekmek
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of have time
×
Term Options
Übersetzung Vorschlagen / Korrigieren
Französisch Englisch Wörterbuch
Spanisch Englisch Wörterbuch
Deutsch Englisch Wörterbuch
Englisch Synonyme Wörterbuch
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy